18 Eylül 2020 Hoşgeldiniz
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

Zamane Zaman

kategorisinde, 13 Eyl 2020 - 12:44 tarihinde yayınlandı 6 defa okundu
Zamane Zaman
Tüm Yazıları




Zamanın o lirik sularının, bilinen tek yöne, şiddetle, şaşırmadan, istikrarla akması, üzerimizde ne de devası bulunmayan izler bıraktı. 
 
Algı sistemimizin tam olarak sınıflandıramadığı; bazen uzun, bazen kısa gibi gelebilen, elle tutulamayan, gözle görülemeyen ve hatta akıl sır erdirilemeyen soyut boyutlu, kurgulu zaman...
 
İçten pazarlıklı, bu zamane zamanı; tamamı ile sürpriz olacak, bilmediğimiz bir saate kurulmuş... Üstelik, eşref saatine değil, ecel saatine göre ayarlamış giderayak bizlere son vuruşunu...
O vuruş ki önünde, hiçbir duruş sergilenemez ve debisi yüksek zamana, hiçbir güç karşı gelemez.
 
Bir bombanın pimi misali, yüreğin de saati ve ritmi...
Yalnızca bir an da, tek bir salise de gizli ...Ve o en son anın evveli düş te, ahiri döş te...
Belki de bizlere rahat, sadece kabirlerde...
 
Peki; onun ilerlemesinden daha hızlı bir şekilde ilerlersek, bizim onu tutamadığımız gibi, onun da bizleri tutmasına izin vermezsek, sizce onu memnun mu etmiş oluruz, ezmiş mi hissettiririz?
Var mısınız onu rampada nefes nefese bırakmaya? 
Tüm başarılı tırmanışlar bizler için olmalı zira.
 
İnsanoğlu hayatında, gençken yaptıklarından, yaşlıyken ise yapamadıklarından pişmanlık duyar genelde...O halde bizlere mani olan ne? Ellerimizden, ayaklarımızdan bağlı bulunduğumuz görünmez iplerimiz mi var?... 
Oysa kendi iplerimiz, yine kendi ellerimizde...Tabii cüz'i irade dahilinde.
Maharet onu en iyi şekilde komuta edebilmekte ve zihni iyi besleyebilmekte...
Sekinetle.
 
Kim yüzünün ve bedeninin kırışmasına engel olabilir ki?... Elbette hiç kimse!
Ama ruhlarımızın kırışmaması mutlak ellerimizde.
Formülü basit, sihirli bir iksir de değil öyle üstelik.
Sırrı sadece sağlıklı bir zihni yine sağlıklı bir ruhla doğru kombin etmekte.
 
Yüzüm kırıştı, vücudum yıprandı deyip teslim bayrağını çekerseniz hayata...
İşte o zaman mağlup duruma düşersiniz bu zamane zamana.
Oysa hedef yaşlanmadan yol almak olmalı...
Her ne şekilde görünürsek görünelim, görünmeyenimiz dinç ve hep sağlıklı kalmalı...
Günü gelip de bedenimizi teslim ettiğimizde ise, ruhumuzu onun gibi eskitmediğimizin
vermiş olduğu gururla, huzurla dolmalıyız.
 
Her yaşta öğrenilecek ve yapılacak şeylerin sayısı o kadar fazladır ki...
Maddi olarak istediğiniz kadar güçlü olun, engin bir yüreğe ve zengin bir hayâl dünyasına sahip değilseniz fakirsindir ve fikir fakiri, en tehlikelisi.
 
Vücudunuzun değil ama, ruhunuzun kırışmasına her zaman hükmedebilirsiniz.
Tüm yan etkilerden uzak, ab'ı hayat içmiş kadar rahat ve bünyede her daim aşkla... Bu aşk en geniş kapsamlı aşktır zira...Her daim taze olmayı, hep filiz kalmayı sağlar.
Yeter ki sizin ve basiretinizin yolu hep açık olsun.
Güneş sadece teninize değil, ömrünüze de doğsun.
 
Filiz Aris.
YORUM YAZ
sanalbasin.com üyesidir