12 Ağustos 2020 Hoşgeldiniz
Yenileniyor
  • Adana
  • Adıyaman
  • Afyon
  • Ağrı
  • Amasya
  • Ankara
  • Antalya
  • Artvin
  • Aydın
  • Balıkesir
  • Bilecik
  • Bingöl
  • Bitlis
  • Bolu
  • Burdur
  • Bursa
  • Çanakkale
  • Çankırı
  • Çorum
  • Denizli
  • Diyarbakır
  • Edirne
  • Elazığ
  • Erzincan
  • Erzurum
  • Eskişehir
  • Gaziantep
  • Giresun
  • Gümüşhane
  • Hakkari
  • Hatay
  • Isparta
  • Mersin
  • İstanbul
  • İzmir
  • Kars
  • Kastamonu
  • Kayseri
  • Kırklareli
  • Kırşehir
  • Kocaeli
  • Konya
  • Kütahya
  • Malatya
  • Manisa
  • K.Maraş
  • Mardin
  • Muğla
  • Muş
  • Nevşehir
  • Niğde
  • Ordu
  • Rize
  • Sakarya
  • Samsun
  • Siirt
  • Sinop
  • Sivas
  • Tekirdağ
  • Tokat
  • Trabzon
  • Tunceli
  • Şanlıurfa
  • Uşak
  • Van
  • Yozgat
  • Zonguldak
  • Aksaray
  • Bayburt
  • Karaman
  • Kırıkkale
  • Batman
  • Şırnak
  • Bartın
  • Ardahan
  • Iğdır
  • Yalova
  • Karabük
  • Kilis
  • Osmaniye
  • Düzce

İNSANDIK ESKİDEN

kategorisinde, 05 Haz 2020 - 18:27 tarihinde yayınlandı 13 defa okundu
İNSANDIK ESKİDEN
Tüm Yazıları

Küçüktük vaktiyle…
Öyle insanların gözlerinde falan değil ama gerçekten küçüktük, miniciktik, çocuktuk yani.
Kırsak kırsak ayarsız vurduğumuz plastik toplarımızla, evlerin camlarını kırardık en fazla… Ayarsız laflarımızla insanların canlarını değil. 
Ve yine, zillere basıp kaçardık en fazla, eğlenmek maksadıyla…
Şeytani bir tavırla, insanların damarlarına, üstlerine basarak değil…
Zaten artık insanlar da,  bildiğimiz o eski insanlar değil. 

Çocuktuk işte…
Tek meşguliyetimizdi içinde hilesi olmayan, olamayan oyunlar…
Belki boyumuzdan büyüktü kurduğumuz hayâller ama yerlerini boyumuzdan büyük olan laflara ve günahlara bırakıp bizden hızla uzaklaştılar.

Bütün gün oyun oynamaktan kirlenirdik en fazla…
Şimdilerdeki gibi insanlık hatalarından, suçlarından değil. 

Rüşvet yerine şeker yer, kural yerine sakız çiğner,
bir bahçenin hududunu ihlâl eder, sınırlarını zorlardık en fazla, kendi haddimizi, hadlerimizi değil. 

Çocuklar büyük gibi değil, büyükler de çocuk gibi değillerdi henüz
Herkes yerini, kendiliğinden bilirdi.

Akrabalarımız vardı bizim kadar küçük ve temiz olan çevremizde.
Akbabaları ise henüz daha görememiştik fotoğraf karelerinde bile.

Kedi köpek besler, sevgi besler ama kötü hisler beslemeyi asla beceremezdik bizler.

Kağıt üzerinde silebilmeyi becerebilirken en fazla, zamanla hayat içerisinde  silebilmeyi de öğrendik. 
Öylesine öğrendik ki hatta, hafizalarımızdan da geleneklerimize ait olan tüm güzellikleri ve incelikleri , itina ile sildik… Sildikçe de silindik.

Lafı dolandırmayı bilirken en fazla nasıl oldu da insanları dolandırmayı böyle öğrenebildik?
Başkalarının üzüntülerine içimiz parçalanırken, 
parçalayıcının ta kendisi olabilmeyi nasıl da meziyet bildik?

Bir çarpık kentleşme bile daha hızlı gerçekleşemedi bizlerdeki bu çarpık kimlikleşmeden fazla. 
Bizler kentsel dönüşüm kadar bile olamadık, düzgün yaşamadık yaşayamadık insanca, canca.

Evet küçüktük, küçücüktük eskiden… Şimdilerde olduğu gibi insanların gözlerinde falan da değil ama…
Tüm masumiyetimizle ve gerçekten. 

Filiz Aris.

YORUM YAZ
sanalbasin.com üyesidir